Kentin bizi hapsettiği, kalabalık ve stresli ortamından uzaklaşıp, en özgür yoludur kamp yapmak.

Kamp hayatına ilk adımlarımız o kadar da uzak değil!

Doğa ile buluşmak yaşadığımız ilk olarak ailece gittiğimiz pikniklerle ve kısa doğa yürüyüşleri ile başlar. Ancak günübirlik yaptığımız bu doğaya kaçışlar bizlere yetmez ve fazlasını isteriz. Doğa da daha fazla kalma isteği zamanla geceyi milyonlarca yıldızın altına geçirme fikrine doğru itmeye başlar. Ancak şehir hayatı sayesinde bir yanlış vardır ki o da vahşi doğada gece kalmak hayvan,soğuk vs tehlikelerden dolayı hep korkulan bir eylem olmuştur. Ancak bir kez yıldızlar altında konaklayan kişi farkedecektir ki şehir hayatı daha tehlikeli ve ucuz yaşamla çevrilidir. Doğaya karışırken,gerek ekstrem doğa sporları yaparken, gerek kamp atarken gerekse küçük trekking gezilerinde unutmamamız gereken ilk kural doğa ana bizden herzaman güçlüdür ve biz onunla mücadele etmiyoruz sadece varlığına zarar vermeden ona eşlik ediyoruz.

Bin Yıldızlı Tatile Hazırsanız Hadi Başlayalım!

Rahat bir kamp için ilk adım olan çadır seçiminde bahsetmiyorum, çünkü RoarCamp var. Tüm kamp turu boyunca çadırdan, matınıza, sandalyenizden Ege ve Akdeniz’in en güzel Tabiat Orman parklarında ve en güzel koylarındaki konaklamalarınıza kadar size ücretsiz olarak temin ediyor! Sadece işin en keyifli yanı çadırınızı kurup, kampın keyfini sürmek kalıyor!

İlk Adımı Attığınıza Göre, Kamp Yapmanın Size Kattıklarına Şaşıracaksınız!

Kamp yaparken farkedeceksiniz ki, kendinizi daha iyi hissedecek, daha sağlıklı ve daha dinç olacaksınız. İlk olarak biyolojik saatiniz düzene girecek!

  • Sağlıklı bir uyku için melatonin şart, melatonin için ise karanlık. Bunun için en ideal ortamlar ise elektrik tesisatlarının neredeyse en aza indirildiği kamp alanları. Doğada kamp gibi zifiri karanlıkta uyumak melatonin seviyesinde inanılmaz bir iyileşmeye sebep oluyor. Hatta sadece bir hafta sonunu kampta geçirmek biyolojik saatinizi sıfırlamanıza ve resmen yeni baştan başlamanıza sebep oluyor.
  • Yapılan bir çalışmaya göre, açık havada vakit geçirmenin gerçekten yaratıcılığı teşvik ettiği ve dikkat yeteneğinizi arttırdığı gözlemlenmiş. Yapılan çalışmada, katılımcılar dört gün boyunca doğayla başbaşa bırakılmış ve her türlü teknolojik aleti kullanmaları yasaklanmış. Doğa yürüyüşü yapmak, kamp ateşi yakmak ve çadır kurmak gibi doğa aktiviteleri yapmaları ise serbest bırakılmış. Yaptıkları bu doğa gezisi süresince katılımcılar, çeşitli yaratıcılık testleri yapmak zorunda bırakılmışlar. Bu süre içinde araştırmacılar, katılımcıların test puanlarında yüzde 50’lik bir artış görüldüğü saptanmış. Yani doğada, şehir hayatının karmaşasına kıyasla çok daha kreatif işler çıkarmışlar.

 


Tayfur ORHAN
01-02-2019