Tayfur Orhan

11-12-2019

dağ havası

Ne çok insandan duyarız:

—Geçen gün falanca yaylaya veya dağa çıktım. O kadar çok oksijen vardı ki nefes alamadım. E, bünye kirli havaya alışkın tabi! Bu yorumun ardından birisi mutlaka ekler:

—Onun için dağlarda insanlar yüz yaşına kadar yaşıyorlar.

Sohbet boyunca dağ havası ve bol oksijen teranesi tekrarlanır durur. Bu da yine maalesef insanların cahilliğine bir başka örnek teşkil eder.

Çünkü dağlara doğru çıktıkça, yani rakım yükseldikçe oksijen artmaz, tersine azalır! Yaylada nefes alamamanızın sebebi oksijen bolluğu değil, tam tersine oksijen kıtlığıdır. Tabii bu dağ havasının kirli ya da sağlıksız olduğu anlamına gelmez, bilakis sağlıklı ve temizdir! Ancak dağlarda bol oksijen olduğu bilgisi yanlıştır. Dağlara doğru çıktıkça hava basıncı düşer, buna bağlı olarak da oksijen miktarı azalır.

Dağlarda oksijen azlığı dağ insanlarını nasıl etkiliyor peki? Çok basit! Bedenleri bu duruma adapte oluyor.

Bildiğimiz gibi kanda dokulara oksijen taşıyan alyuvar denen hücreler vardır. Dağ insanlarının kanında alyuvar sayısı daha çoktur, bu nedenle bir süre sonra bu duruma alışır, normal bir şekilde nefes almaya başlarlar.

Dağa çıkan ova insanları birkaç hafta sonra tıpkı dağ insanları gibi oksijen azlığına alışırlar, kanlarındaki alyuvarların sayısı artar. Bu durumu iyi bilen sporcular önemli karşılaşmalardan önce antrenman yapmak için dağlara çıkarlar.

Bir kaç hafta sonra kanlarındaki alyuvar sayısı iyice artmış bir şekilde, turbo motor takmış gibi solunum kapasiteleri (kondisyonları) artmış olarak geri dönerler. Bazı uzmanlar dağda antrenman yapmanın doping sayılması gerektiğini iddia ederler.

dağ, oksijen

Bu nedenle KenyaEtiyopya gibi rakımı yüksek ülkelerden çok iyi maratoncular çıkar. Çünkü bu insanların bünyesi az oksijene uyum sağlamıştır. Ovaya indiklerinde alçak rakımda yaşayan sporculara üstünlük sağlarlar, birçok madalya kazanırlar. Bu kişiler bir iki ay sonra bu yeteneklerini kaybederler, çünkü bünyeleri ovadaki bol oksijen miktarına adapte olur.

Oksijen miktarı çok olduğu için kanlarındaki alyuvar sayısı azalmaya başlar. Ancak, dağların havasının temiz olduğu bir gerçektir. Dağ havasında, şehir havasında bulunan toz şeklinde mikroskobik partiküller bulunmaz. Şehir havasında her türden zerrecik bulunmakta ve bunlar akciğerimize zarar vermektedir. Ama dağ havası bu açıdan temizdir.

İkinci olarak, bir efsaneyi daha yıkalım. Ormanlarda bol oksijen bulunduğu da doğru değildir. Evet, ağaçlar oksijen üretirler, doğru, ancak karbondioksit de üretirler. Gündüzleri az miktarda karbondioksit, çok miktarda oksijen üretirler, geceleri ise fotosentez yapmadıkları için sadece karbondioksit üretirler.

Ayrıca yetişkin bir ağacın ürettiği ve tükettiği oksijen miktarı hemen hemen eşittir. Yani yetişkin ağaçlar havadaki oksijen miktarına pek katkıda bulunmazlar. Sadece fidanların ürettiği oksijen miktarı tükettiğinden fazladır.

Buna göre genç ağaçlar dünyanın atmosferine oksijen katkısında bulunuyorlar diyebiliriz, ama bunun miktarı da sanıldığı kadar fazla değildir.

Doğa ile iç içe yapılan yürüyüşlerin ise gerçekten iyi gelmesinin sebebi psikolojiktir aynı zamanda, çünkü doğa başlı başına bir terapidir. Gerçek bir terapi için Hattuşaş ve Kapadokya'dan oluşan programımızı incelemenizi tavsiye ederim. RoarCamp Hititya

Doğayla kalın!

Kaynak

"Neden Dağ Havası Almalıyız" ile Benzer hikayeler